21 Mayıs 2019 Salı

Ölüme Yakın Deneyim Yaşayan İnsanlar/ Ölüm Ve Ötesi

Ölüme Yakın Deneyim Yaşayan İnsanlar/ Ölüm Ve Ötesi

  Günümüzde bazı insanlar geçirdiği hastalık, kaza ve benzeri travmatize olaylardan dolayı ölüme yakın deneyim yaşarlar. Bu yazımda 1990'lı yıllarda gerçekleşmiş  ölüme yakın deneyim yaşayan bir hastanın yaşadıklarını bilimsel açıdan ele alacağım.

      Hastanın beyin sapında anevrizma(ur biçiminde şişkinlik) gelişiyor. Bu gelişen anevrizma çok tehlikeli yerde ve her hangi bir kanama gelişirse hasta kanamaya bağlı yaşamını yitirecek. Hastanın acilen ameliyata alınması gerekiyor fakat o dönemlerde Amerika'da beyin cerrahisi yeni yeni geliştiği için doktorlar farklı bir yönteme başvuruyor. Normalde bir insan normal vücut ısısında yani 36,5 derecede solunumu kesilirse 3.5 dk içerisinde hayatını kaybeder fakat hasta soğutularak vücut ısısı 20 dereceye kadar düşürüldüğünde beyine ve kalbe oksijen gitmeden yaşamsal faaliyetler bir süre daha (1 saat kadar.) devam eder. Bu yöntem cerraha zaman kazandırmış olur. Hastanın bilinci kapalı ve donmuş bir şekilde ameliyata başlanır ve ilginç bir gelişme yaşanır. Ameliyat bittikten sonra hasta ameliyat sırasında ölüme yakın deneyim yaşadığından bahseder. Ayrıca ameliyathanede konuşulanları da duyduğunu belirtir. Hemşirelerin kendi aralarında "hastanın damarları çok ince" dediğini ve cerrahi setlerin içindeki aletlerin resimlerini çizer ve söyler. (Cerrahi aletler hasta uyutulduktan sonra açılır.) Tüm bunların olabilmesi nasıl mümkün? Hastanın bilinci tamamen kapalı ve beynine oksijen gitmiyor. Ameliyat sırasında hastanın hissettiklerini kendi kaleminden sizlere aktarmak isterim.(Hastanın anlattıkları literatürde yer almaktadır)

"Sanki cerrahın omuzlarından bakıyordum ancak bu normal görüş gibi değildi, daha parlak ve netti. Bir çanta içinde bıçak benzeri bir çok alet gördüm. Birisinin kafamda bu bıçakları kullandığını düşündüm. Ne olduğunu bilmiyordum. Sonra 'buuuuur' diye bir ses onun ardından bazı konuşmalar işittim. Kendi aralarında toplardamar ve atar damarlarımın çok ince olduğunu söylüyorlardı. Bir kadın sesiydi ve doktordu. Bir anda asansör gibi bir şey yukarıya doğru gitmek gibi bir hisse çekildiğimi fark ettim. Tünel gibi bir his vardı. Ancak tünel değildi. büyükannemin tünelin içinden beni çağırdığını fark ettim, ancak kulaklarımda duyduğum bir ses yoktu. Tünelin ucu toplu iğne ucu gibi inceydi. Tünelin içinde de bir ışık vardı ve inanılmaz parlaktı. Bir lambanın ortasına oturmak gibi bir şeydi bu. Ellerimi görebilirim diye ellerime baktım ancak ellerimi göremedim. Farklı şekiller gördüm hepsi parlaktı ve rahatsız etmeyen bir ışıkla kaplıydı. Sonra şekiller form alamaya başladı. Hepsini tanıdım birisi büyükannemdi. Diğer akrabalarımı da gördüm fakat daha fazla ileri gitmeme izin vermediler. Onlarla bir çeşit iletişime geçtim ama konuşmak değildi bu iletişim. Eğer daha ileri gidersem bedenimle bağlantımın kopacağını düşündüm. Işığa gitmek istedim fakat aynı zamanda da geri dönmek istiyordum, çocuklarım vardı. Geride büyük annem tünelde daha fazla ileri gitmemi istemedi ve hatta beni geri gönderdi. Onunla gitmeyi umuyordum, benimle iletişime geçerek bunu yapmamamı istedi. Geriye baktığımda bedenimi gördüm içine girmek istemedim. Ölü gibi duruyordu bedenim, beni korkuttu bakmak bile istemedim. Akrabalarımın korkma havuza atlamak gibi dediklerini hissettim. Bir anda arkamdan beni ittiler aynı zamanda bedenime doğru çekildiğimi de hissettim. Bedenim beni çekiyordu, tünelse itiyordu. Bir anda kendimi bedenimde buldum. Buzlu su havuzuna atlamak gibi acıttı bedenime. Döndüğümde bilincim geri geldi ve solunum cihazına bağlı olduğumu anladım."

Ölüme Yakın Deneyim Sırasında Neler Oluyor? 


 Yukarıda hastanın anlattıklarına bakılarak ölüme yakın deneyim yaşadığını anlayabiliriz. Hastanın tüm bunları hissetmesi bilim dünyasında kanıtlanamadı çünkü o sıra beyin çalışmıyor. Beyin tomografisi çekiliyor ve hiçbir şey görünmüyor. Ama hasta ameliyatta yaşanılanları anlatıyor ve ölüme yakın deneyim yaşıyor. İnsan beyni çalışmadığı halde bilgi işlemeye devam ediyor. Bir teoloji var ama onu bilmiyoruz. Ölüme yakın deneyim yaşayan insanlar genellikle ölmüş kişileri görmektedir. Orada çok mutlu olacaklarını düşünüyorlar ama bir şeyler yapılacak hissiyatı onu bedene çekiyor.(Yukarıda anlatıldığı gibi çocuklarının olduğu düşüncesi) Oysa boşlukta acı çekmiyorlardı. Bedenine dönünce acı hissediyorlardı. Ölüme yakın deneyim sırasında olumsuz durum gerçekleşmiyor. Bedenimiz biyofoton dediğimiz ışık yayıyor(Bu her zaman görünmeyebilir). Biyofotonlar metabolizma döngüsü sırasında ortaya çıkmaktadır. Ölüme yakın deneyim yaşayanlar hakkında yapılan araştırmalar sonucu, bu deneyimi yaşayan insanlar artık hayata daha bağlı, daha pozitif ve daha enerjik baktığını ortaya çıkarmıştır.

Kaynakça:

Tübitak ödüllü Doç.Dr. Sultan TARLACI- Ölüm Sözlük

5 yorum:

  1. bir filmde gördüm ruh bedenden çıkıyor geri geliyor var mı böyle bir şey

    YanıtlaSil
  2. Ruh teolojik bir kavramdır. Ben ölüme yakın deneyimi bilimsel açıdan araştırdım. Dinimize göre ruh bedenden çıkarsa tekrar geri gelmez. Bilinç dışı dediğimiz olay gerçekleşmiş olabilir.

    YanıtlaSil
  3. Çok ilginç ölüm yaşamın arası sonuna kadar okudum.

    YanıtlaSil
  4. Aslinda yaratilan canlılardan öleceğini sadece insanoglu bilirmis fakat hiç ölmeyecekmis gibi yaşarmış.Guzel yazi olmus.Tam da ibret alınacak bir yazı teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katılıyorum size. Güzel yorumunuz için teşekkürler.

      Sil

Sayfalar